TUĞLA

Bazen Allah’a karşı sorumluluklarımızı unuturuz ve hayatı o kadar hızlı yaşarız ki ne olup bittiğini biz bile anlamayız. İşte o zaman Allah bize bir tuğla fırlatır. Bir kitapta okuduğum kısa bir öyküyle açıklayayım.

“Genç ve başarılı bir iş adamı, yeni Jaguarıyla bir mahalleden hızlı bir şekilde geçiyordu. Park etmiş arabaların arasından yola aniden çıkabilecek çocuklara dikkat ediyordu ve bir şey gördüğünü sanarak yavaşladı.

Arabayla caddeden yavaşça geçerken hiç bir çocuk göremedi fakat, arabasının kapısına bir tuğla atıldığını fark etti. Aniden arabasını durdurarak tuğlanın fırlatıldığı yere geri döndü. Arabadan indi, orada bulunan küçük bir çocuğu tuttu ve onu park etmiş bir arabaya doğru iterek bağırmaya başladı;
“Bunu neden yaptın? Sen de kimsin, ne yaptığının farkında mısın?”

İyice sinirlenerek devam etti:
“Bu yeni bir araba ve atmış olduğun bu tuğla bana çok pahalıya mal olacak. Bunu neden yaptın?”

Çocuk yalvararak cevap verdi:
“Lütfen efendim. Çok üzgünüm ama başka ne yapabilirdim bilmiyordum. Eğer tuğlayı fırlatmasaydım kimse durmazdı.”

Park etmiş bir arabanın arkasına işaret ederken çocuğun gözyaşları çenesine süzülüyordu.
“Kardeşim kaldırımın kenarından yuvarlandı ve tekerlekli sandalyesinden düştü, ben onu kaldıramıyorum. Lütfen onu tekerlekli sandalyesine oturtmam için bana yardım eder misiniz? Benim için çok ağır.”

Bu durumdan son derece duygulanan genç iş adamı, boğazında büyüyen yumruyu zar zor da olsa yutkundu. Yerdeki genci kaldırarak, tekerlekli sandalyeye geri oturttu. Mendiliyle, çizik ve yaraları sildi ve gencin ciddi bir yarası olup olmadığını kontrol etti. Küçük çocuk genç yöneticiye dönerek teşekkür etti.

Genç iş adamı, küçük çocuğun ağabeyini kaldırımdan evine doğru götürmesini izledi. Bulunduğu yerden arabasına geri dönmesi oldukça uzun sürmüştü. Uzun ve yavaş bir yürüyüştü. Genç iş adamı, kapıyı hiç tamir ettirmedi. Kapıda oluşan çöküğü, hayatını birisinin kendisine tuğla atmasını gerektirecek kadar hızlı yaşamaması gerektiğini hatırlatması için öylece bıraktı.”

İşte yukarıdaki öykü gibi Allah, ruhunuza fısıldar ve kalbinize konuşur. Bazen, dinleyecek kadar zamanınız olmadığında ise, size bir tuğla fırlatır.

İster fısıltıyı, ister tuğlayı dinleyin. Tercihi siz yapın…

Eğer fısıltıyı dinlerseniz ne mutlu size, yaptıklarınızın farkına vararak bu dünyada da öbür tarafta da mutlu olursunuz…

Fakat benim gibi o fısıltıya kulak verecek zamanınız olmadığında… İşte o zaman o tuğla size fırlatılır ve hayatınızın tam ortasına bir bomba gibi düşer. Bazen o tuğlayı dikkate alır, yavaşlarsınız, o zaman da geç değildir. Ama dikkate almazsanız umurunuzda olmazsa bir tuğla daha fırlatılır. Bir tuğla daha, bir tuğla daha derken bir bakmışsınız o tuğlalar hayatınızı mahvetmiş bir daha asla düzelmeyecek bir biçime getirmiş. İşteee, asla ama asla eski halinize dönemeyeceğiniz bir an. İşte artık çok geç diyebileceğiniz bir an.

Ama belki de ben fazla acele ettim direkt kötü sonuca bağlamakla, belki o tuğlaları biriktirip bir ev, bir şehir kuran var…

Bilinmez, belki de o evde, o şehirde yaşamaktan daha mutludur. Varsın onlar öyle mutlu olsunlar ama unutmamalılar ki o tuğlalardan kurdukları evi yine fırlatılan bir tuğla yıkabilir…

Değerlendirme: 1 / 5.

yakamoz1304 tarafından yayımlandı

Yalnızlık denizinde bir yakamoz...

Birisi “TUĞLA” üzerinde düşündü

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Web sitenizi WordPress.com ile oluşturun
Başla
%d blogcu bunu beğendi: